17 Kasım 2009 Salı

Renault Fluence 1.6 BVA Expression


Evet sevgili okurlar, işte uzunca bir süredir beklediğiniz test! Aslını sorarsanız Fluence testini sabırsızlıkla bekleyen tek siz değildiniz. Proximity İstanbul'dan gelen test randevusu telefonunu açtığımda bu gerçeğin farkına ben de vardım. Lafı çok uzatmadan test notlarına geçelim.

Bildiğiniz gibi Renault, ilk iki nesil Mégane modelinin sedan versiyonlarını Mégane Sedan adıyla pazarladıktan sonra üçüncü nesilde değişik bir yol izlemeye karar verdi. Otomobilin adı Fluence olurken tasarımı da Mégane modelinden farklılaştırıldı. Aslında Fluence, Asya ve Uzakdoğu pazarlarında Samsung SM3 adıyla satılan ve resmi tanıtımı aylar öncesinden yapılan otomobilin ikizi. Aracın geneline baktığımızda üçüncü nesil Mégane'dan ziyade birinci nesil Mégane Sedan'ın ince ve uzun yapısını görüyoruz. Farların üzerinden başlayan ve kaput boyunca yukarıya çıktıktan sonra A sütununa bağlanan kamburlar şık görünmekle birlikte görüşü olumsuz etkiliyor. Uzun bir buruna sahip olan otomobilde ön park sensörlerinin de donanımda sunulması yerinde olurdu. Arka taraf için sunulan sistem görevini başarıyla yapıyor. Lüks paket dahilinde sunulan 16 inç çaplı "Proteus" model jantlar bu büyüklükte bir araç için küçük görünüyorlar. Konu büyüklükten açılmışken belirtelim, Fluence'ın boyu 4.62 metre yani Opel Vectra C'den 2.5 cm fazla. Aks mesafesi 2.7 metreyle Vectra C ile aynı olan otomobilin bagaj hacmi 530 litre. Aracın boyu sınıf atlayan tek yanı değil. Bagaj hacmi ve özellikle arka koltuklarda sunulan diz mesafesi kompakt sınıfın çok ötesinde. Bu fiyat aralığında bulunması zor bir donanım olan arka koltuk havalandırma ızgaraları bu otomobilde standart donanımda sunuluyor. Gerçi arka koltuklarda sunulan hacmin büyüklüğü, bu kısmın havalandırılması için ızgaraları gerekli kılıyor fakat bunu görmemezlikten gelen üreticiler de yok değil.

Test için tahsis edilen araç 1.6 litre hacimli benzinli motor ve 4 ileri vitesli otomatik şanzımanla donatılmıştı. 106 beygir güç, 151 Nm tork üretebilen motor hem gücünü hem de torkunu yüksek devirlerde üretebildiğinden süratiniz yükseldikçe baş ağrınız da artıyor. Yüksek süratte motor devrinin çok yükselmesinin bir diğer nedeni de sadece 4 ileri vitesi bulunan otomatik şanzıman. 4. viteste motor 3000 d/d çevirirken 110 km/s sürat yapabilen otomobilin göstergesi 185 km/s'i gösterdiğinde motor devri 5000 d/d'yı geçiyor. Bütün bu yüksek devirler süratli kullanımda aşırı yakıt tüketimi olarak size geri dönüyor. Şanzımanın garip bulduğum bir özelliği de otomatikleştirilmiş manüel şanzımanlarda olduğu gibi ilk kalkışlarda gaz pedalına geç cevap vermesi. Otomatik şazımanla donatılmış turbo beslemeli araçlarda, motorun, ilk hareketi sağlayabilecek yeterli torku üretebilecek devire çıkabilmesi için bu tip bir gecikme bulunsa da atmosferik beslemeye sahip bir motorda bu tepkiyi görmek şaşırtıcı. Manüel kullanıma da izin veren şanzımanın vites kolu Laguna modellerininkiyle aynı tasarıma sahip. Aracını sürekli şehiriçi trafiğinde kullanan sürücülere hitap eden bu şanzıman seçeneğini diğer durumlarda almak pek mantıklı değil. Manüel şanzımanlı modellerde sunulan 6 ileri vitesli şanzıman Mégane ve Mégane Coupé modellerinden tanıdığımız ünitenin ta kendisi. Gerek tüketim gerek ses değerlerini düşürmek konusunda bu şanzıman çok daha başarılı. Bunların dışında Türkiye'de satılmayan 2 litre hacimli motorda sürekli değişken oranlı şanzıman (CVT) sunulurken yakında üretimine başlanacak olan 110 beygir gücündeki turbo Diesel motorla birlikte DCT adlı çift kavramalı şanzıman seçeneği sunulacak. Bu arada aracı kullandığım 114 km boyunca otoban ve şehir trafiği de dahil birçok yol koşulunda bulundum ve ortalama yakıt tüketimim 8.6 l/100 km olarak gerçekleşti. Performansı çok iç açıcı olmayan otomobilin tüketimi, ağırlık ve eski teknolojili otomatik şanzımanı da düşünürsek çok yüksek değil.

Şimdi gelelim iç mekana; Konsol ve göstergeleri Mégane modellerinde kullanılanlarla aynı olan Fluence'ın kabin ergonomisinde bir sorun yok. Orta konsoldaki düğmelerden kumanda edilebilmesi biraz alışkanlık isteyen radyo direksiyonun arkasından da kontrol edilebiliyor. Bu arada aracımda bulunan ve 2250 TL ekstra ücretle sunulan "Lüks Paket", 16 inç çaplı jantların yanında otomatik yanan farlar, yağmur sensörü, çift bölgeli elektronik klima ve soğutmalı torpido gözü gibi yararlı donanımları da beraberinde getiriyor. Elektronik klimanın kumandalarında sorun bulunmazken düğmelerin malzeme kalitesi göz kamaştırıyor. Daha önce de belirttiğim gibi iç mekanı oldukça geniş olan otomobil küçük gözler konunda da cömert. Ön koltuklar arasında bulunan kol dayama yerinin altında büyük bir alan bulunurken arka kol dayanağının ön kısmında da içecek koymak için alan bulunuyor. Ön koltukların arkasında bulunan cepler ve arka kapılarda da eşya gözü olması olumlu özellikler olsa da Privilège donanımında giriş kartı, motor çalıştırma düğmesi ve çakmağın bulunduğu alanın (Radyonun hemen altında kalan alan) alt donanım versiyonlarında doldurulması hoş olmamış. Bu uygulama yerine, içerisine cep telefonu, KGS kartı ve cüzdan gibi küçük eşyaların koyulabileceği bir boşluk yapılsaymış daha iyi olurmuş. Bu kısmın da altında bulunan boşlukta MP3 Player girişleri bulunuyor, fakat bu girişlerin arasında USB olmaması şaşırtıcı.

Expression donanım seçeneğinden itibaren standart olarak sunulan açık renkli döşemeler iç mekanı daha da büyük gösteriyor. Arka kısımda sunulan güneş perdeleriyse hem yan camlarda hem de arka camda görev yapıyorlar fakat üç perdenin de büyüklüğü camları tamamen örtmeye yetmiyor. Bunun dışında konfor problemi bulunmayan otomobilin koltukları yan destek sunmakta çok başarılı olmasalar da tipik Fransız konforunu rahatlıkla sunuyorlar. Aracın süspansiyon konforu ise beni şaşırttı. Daha önce test ettiğim Laguna Coupé'nin süspansiyonu kadar sert bir sistemle donatılan Fluence'ın yol tutuşu bu sayede ortalamaların üzerinde. Konfor konusundaysa 60 yanaklı lastikler yardıma yetişiyor ve yolcuların bozuk yollarda hırpalanmasını önlüyor.

Standart donanımında sis farları, yan aynalara entegre sinyal lambaları, elektrikli, katlanabilir, gövde renkli ve ısıtmalı yan aynalar, sürücü, yolcu, perde ve yan hava yastıkları, hareket halinde kapıları otomatik kitleme sistemi, sertliğini sürate göre ayarlayan hidrolik direksiyon sistemi, yol bilgisayarı, manüel klima, iki parça halinde katlanabilen arka koltuklar, elektrikli ön ve arka camlar, arka park sensörleri, CD ve MP3 çalabilen, Bluetooth bağlantılı radyo ile arka cam ve arka kapı camları için güneşlikler sunulan otomobilin Expression donanımlı ve otomatik şanzımanlı modelinin fiyatı 40200 TL. Lüks paketi 2250 Tl farkla alınabilirken elektrikli açılır tavan opsiyonu için 1500 TL istenmekte. Otomobilin manüel şanzımana ve 110 beygir güç üretebilen motora sahip olan versiyonunun başlangıç fiyatıysa 38700 TL.

Testi kısaca özetleyecek olursak Fluence'ın sedan seven ülkemiz için önemli bir otomobil olduğunu söyleyebilirim. Özellikle sınıfını aşan büyüklüğü ve her alanda sunduğu geniş hacim tüketiciyi kendisine yönlendirecekmiş gibi görünüyor. Renault mühendislerinin büyüklüğe ve donanım zenginliğine oynamaları isabetli bir karar olmuş zira otomobilin bu motor-şanzıman ikilisiyle yüksek performans beklentilerini karşılaması zor.

Fluence testinin geniş fotoğraf arşivine buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca Frankfurt otomobil fuarında yapılan ilk tanıtımın haberi için buraya, Bursa'da yapılan tanıtımın haberi için de buraya tıklayabilirsiniz.

9 yorum:

  1. bencede ya megane daha güzel bir görüntüye sahip iç ve dış dizaynı hiç göz alıcı değil...
    olmamış renault olmamış...

    YanıtlaSil
  2. Tek bir motoru deneyerek neden bu kadar cabuk karar veriyorsunuz bence cok konforlu bir arac.
    Ustelik 6 ileri vitesi de bulunuyor bunu da soylemek gerek yanlis bilgi vermeyin.

    YanıtlaSil
  3. Yazıyı okursanız aracın konforunun beni şaşırtacak derecede iyi olduğunu yazdığımı görebilirsiniz.

    Ayrıca manuel şanzıman seçeneğinden de bahsediliyor makalede ve otomatik şanzımanlı model test edildiği için de başlık "Fluence" değil, "Fluence 1.6 BVA Expression". Donanımını bile yazdım başlıkta ki daha sonra da diğer seçeneklerin de bahsi geçti.

    YanıtlaSil
  4. 4 vitesli oluşu çok can sıkıcı . saatteki hızınızı 100 ün üzerine çıkarınca yakıt tüketimi çok can sıkıcı bir hal alıyor. ne yapmamı tavsiye edersiniz acaba ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Satın aldıktan sonra yavaş gitmekten başka yapacak bir şey yok. Belki LPG biraz çözüm olabilir ama o da bir yere kadar. Yenilerinde turbo Diesel EDC ikilisi alınabildiğinden tüketim çok sorun olmasa da benzinli tam otomatikte böyle bir sorun var.

      Sil
  5. Merhabalar Onur Bey
    Öncelikle cevabınız için çok teşekkür ederim. doğrusu benim araç lpg li. ve sorun daha somut örnekle açıklamak gerekirse şu ki ; aracı 80 km/s hızda sürdüğümde devir 2000 civarında. bu durumda yakıtta tüketimde bir sıkıntı olmuyor. ancak hani bazı yol vardır siz istemeseniz bile araç ivlenenmek ister ya işte benim sıkıntı yaşadığım anlar bu oluyor. aracı 110 km/s hızda sürdüğümde aracın devir ibresi 3500 lere ulaşıyor ve bu durum ekonomikman beni endişelendiriyor. araç 4 vites . motor gücünü yükseltme ya da ne bileyim sizce bir çözümü var mıdır ? ne tavsiye edersiniz. satıp aynı aracın dizel 6 otamatik şanzımanlısını mı alalım ? şehir içi kullanımı çok güzel. ancak şehirlerarası yolda can sıkıcı bir hal alıyor araç bende :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Testte aynı sorunu ben de yaşamıştım. LPG'nin haricinde düşük maliyetli bir çözüm yok malesef. Sürat yükseldikçe motor devri çok artıyor gerçekten 100 km/s üzerinde. Diesel model en mantıklı seçenek oluyor bir yerden sonra.

      Sil
  6. benim 2010 fluence cd almiyor icinde cdmi kaldi bilmiyorum ama sokturmekte istemiyorum napmaliyim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İçeride CD kalmışsa da, içi boşken CD almayı bırakmışsa da tamir edilmesi gerekiyor demektir. Söktürüp bakmak tek çare gibi görünüyor.

      Sil